31 Ağustos 2012 Cuma

TATİL (1)

Bu sene annemlerle Kuzuluğa gittik. Sakin bir havası var. Oraya gittikten 1 gün sonra 1 saatlik uzaklıkta olan Düzcenin tepesinde fındık tarlalarıyla çevrili şirin bir köye gittik. Çok sıcak karşılandık. İşte o meşhur taze fındıklar. Fotoğraf makinemle ilgili bir problem olduğu için babamın telefonu ile çektim. Gayette güxel çıkmış.
Gittiğimiz yerde kızıma arkadaş boldu. O gün en çok Zeynep eğlendi diyebilirim. Rahat bıraktım. Toz, toprak doğal ortam gibisi yok. Temiz hava desen zaten oksijen insanın başını döndürüyor. Öyle bir yere gidince insan yeşile bakınca huzur doluyor. İnsanın aklı boşalıyor diyebilirim. Manzara zaten harika. İşte o manzara ve ev sahibinin bizim için hazırladığı tamamen doğal soframız.


 Tamamen doğal ev turşusu, acılı ezme ve bütün malzemeleri közlenerek yapılan nefis patlıcan salatası. Aslında bu sofrada sonradan çekmeyi unuttuğum bir şey var. Ev sahibinin mangalda pişirdiği etler. Unutkanlık işte. Neyse olacak o kadar. Patlıcan salatasındaki patlıcani kırmızı biber, yeşil biber, soğan ve domates hepsi organik. Ev sahibinin bahçesinden. Bahçede sebze, meyve yetiştirmek harika bir şey. Terapi gibi. İnşallah annemler ileride yeni bahçelerine küçük bir ev yaptırırlarsa en büyük hayalimiz doğal olan ne varsa yetiştirmek. Gerçi bu sene meyve ağaçları diktiler. İlk kayısıları yedik diyebilirim. Ama hayatımda öyle tatlı, lezzetli bir kayısı yemedim diyebilirim. Hem dalından koparmanın keyfinden dolayı da ayrı bir lezzetli geliyor insana. Neyse konumuza dönelim. Ayrıca o gün kızım ve dedesi beraber böğürtlen toplamaya da gittiler. Bir kısmını tazeyken tükettik. Bir kısmını da annem reçel yapacaktı. Ben döndüğüm için İstanbula reçelin tarifinini henüzkoyamadım. Annem gelince koyacağım inşallah. Bunlarda taze böğürtlenlerimiz.
Bu tatilimizin ilk gününde yaptıklarımız. Diğer yaptığımız lezzetlerle devam edeceğim.